24 Mart 2012 Cumartesi

Anonim: "Shakespeare bir sahtekar mıydı?"

Geçenlerde Anonymous'i izledim. Film afişinde de sorduğu gibi (Was Shakespeare a fraud?) Shakepseare'in sahtekar olup olmadığı ile ilgilenen, arka planında Elizabeth'in sarayında dönen politik komploları da içeren hoş seyirlik bir film Anonim


(Evettt, ilerleyen paragraflar spoiler içerecek! [uyarmadı diyemezsiniz])

Gel gelelim içinde bizi (edebiyat öğrencilerini) ilgilendiren çok önemli teoriler var. William Shakespeare isminin bir takma ad olduğu ve onun adına sayılan tüm eserleri bir başka yazarın yazdığına dair epey eski bir okült teori var. Bu konuda 70'in üstünde isimden bahsedilse de sadece dört isim kendine mürit bulabilmiştir: 

Sir Francis Bacon
Edward de Vere, 17. Oxford Dükü
Christopher Marlowe
William Stanley, 6. Derby Dükü


Shakespeare hakkındaki ilk yazılı bilgi Robert Greene'in ölüm döşeğindeyken yayınladığı son bir kitapçıkta (Greenes Groatesworth of Wit bought with a Million of Repentance (1592)) geçiyor. Burada kendisi gibi üniversite mezunu olan Marlowe, Nashe ve Peele'den söz ediyor: "Bir de sonradan görme bir Karga var; bizim tüylerimizle süslenen, bir oyuncunun bedeniyle sarmalanmış kaplan yüreği ile uyaksız bir şiiri sizler kadar tumturaklı söyleyebileceğini zannediyor; ve de tam bir ustalar ustası olduğu için de kendisini bu ülkedeki tek Shakescene [1] sanıyor." Burada ilke kez Shakespeare'den yazılı olarak bahsediliyor ve VI.Henry'den alıntı yapıldığını göz önünde tutarsak oyunları hatırı sayılır derecede ünlü olmaya başlamıştır. Eğer Greene burada karga simgesini Horatius'un üçüncü mektubunda dile getirdiği anlamda kullanıyorsa -bu anlam Greene ile onun okul arkadaşlarının iyi bilmeleri gerekir- o zaman Shakespeare'i başkalarının eserlerini kendi eseriymiş gibi tanıtmakla suçluyor demektir. [2]   

Bu adayların her birisi için fazlasıyla tarihi kaynak, kanıt vs. vardır. Lakin başta da dediğimiz gibi bunların hiçbiri akademik teoriler değildir. Film bu adaylardan Edward de Vere'nin (17.Oxford Dükü) yazarlığı üstünde duruyor. Hatta filmin sonlarına doğru bu iddiayı epey ilerletiyorlar ve kendisi hem Elizabeth'in ilk oğlu hem aşığı hem (Elizabeth'in) çocuğunun babası hem de Shakespeare çıkıyor (!). Bu kadarı bana haylice fazla geldi, baktığınızda I.Elizabeth'in ensest ilişkiye giren bununla da yetinmeyip sonucunda çocuk dünyaya getiren ve daha da ilginci doğurduğu çocuktan haberdar olmayan bir kraliçe durumuna getiriyor. İşin içindeki politik çekişmelerin göbeğinde olan ailelerden birisi Cecil ailesi. Filmin iddiasına göre Cecil ailesi Elizabeth'in tüm aşk kaçamaklarından haberdar, hamileliklerinde bunu halktan ve saraydan saklayan, kraliçenin en sadık ailesi. 

Film, ana zaman olarak Elizabeth'in son zamanlarını ele alıyor ve kendisinin bir varis bırakmamış olması İngiltere'de oldukça büyük bir probleme dönüşüyor. Zira Elizabeth, tek aday gibi gözüken Mary'nın oğlu James'ı, annesinin bir zamanlar kendisine suikast girişiminde bulunduğu gerekçesi ile varisi yapmak istemiyor. Ama Elizabeth'in danışmanı Cecil (ve ailesi) James'in tahta gelmesini istiyor ve bunun için mücadele ediyorlar hem de Oxford Dükü'ne karşı. Tabii tarihten bildiğimiz gibi Elizabeth'ten sonra James tahta gelir hatta Shakespeare ve arkadaşlarının da yasal koruyucu olur, Lord Chamberlaine'in Adamları olarak geçen isimleri Kral'ın Adamları'na çevrilir ve en üst düzey uşakların giyindiği kırmızı renk kumaştan giyinmeye başlarlar. 

Oxford Dükü (nam-i diğer Shakespeare) Cecil'lerin James'i tahta getirmesini engellemek için halkı galeyana getirecek bir oyun kaleme alıyor (III.Richard). Burada III.Richard tahta geçebilmek kardeşlerini ve hatta küçük yeğenlerini bile öldürebilecek derecede kötü bir karakter olarak temsil edilir. Filmde III.Richard'in aslında Cecil'e bir gönderme olduğundan bahsediliyor. 

Film "Shakespeare bir sahtekar mıydı?" sorusuna hiç tereddüt etmeden "Evet!" cevabını veriyor. Ama aynı zamanda çağdaşı olan Ben Jonson'i da sahtekar olarak gösteriyor. Çünkü Oxford Dükü ilk olarak oyunlarını onun adı altında yayınlatmak/oynatmak istiyor, ama Jonson bunu doğru bulmadığını bir içki masasında Shakespeare'e söylüyor ve bir akşam Shakespeare oyuncusu olduğu bir oyunu kendisi yazmış gibi sonunda sahneye çıkıyor ve tüm tebrikleri kabul etmeye başlıyor. O akşamdan itibaren oyunları o yazmış gibi davranıyor. Hatta oyunları onun yazmadığını anlamaya başlamış olan Marlowe'u öldürdüğü ihtimali bile ortaya çıkıyor ki bu durumda hem sahtekar hem de katil oluyor. (Shakespeare'in Marlowe'u öldürdüğü iddiası bir başka Shakespeare filmi olan Shakepseare in Love'da da geçiyordu ama orada onun yapmadığı ortaya çıkıyor, lakin Marlowe ölümü meçhul olduğu için istenilen her şey söylenebilir, net bir kanıt çıkana kadar bir kesinliği olmayacak.) Filmin son sahnesinde Jonson, Oxford Dükü'nün ona verdiği yazmaları buluyor ve bizim bildiğimiz First Folio olarak basılacak diye düşünüyorum. 


Daha bir sürü şey var söylenecek ama bunları belli bir sıraya koymak ve toparlamak için daha çok vakte ihtiyaç var en iyi şimdi noktayı koyalım ve aklıma geldikçe devamını getireyim.


[1] Shakespeare soyası "shake = salla, at; spear = mızrak" adlarından oluşur. Greene "shake + scene" sözcüğünü "tiyatro sahnelerini salla" anlamında türetmekte.[2] Tüm paragraf Germaine Greer'in Shakespeare kitabından alıntıdır. (Germaine Greer, Shakespeare, dost kültür kitaplığı)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder