10 Mayıs 2012 Perşembe

Herkes için Julius Caesar

Caesar


Shakespeare yazın hayatı boyunca Romalılarla ilgili olarak sadece beş eser vermiştir; Titus Andronicus, Julius Caesar, Anthony and Cleopatra, Coriolanus, "The Rape of Lucree" (şiir). Biz şimdi Caesar'ın üstünde duracağız. 

1599 da Shakespeare ve arkadaşlarının kurduğu the Globe Theatre'in (Globe Tiyatrosu) açılışını yapan Julius Caesar herkesin ağzına pelesenk olan, literatürde büyük önemi olan "Sen de mi Brutus?" sözü ile modern insanın aklında yer etmiştir. Öncesinde de dediğimiz gibi bu dizeyi Shakespeare'i bilen bilmeyen herkes bilir. Şimdi gelelim oyun bize ne anlatmak istiyor:

Bilindiği gibi Shakespeare oyunlarının konularını başka yerlerden alır; Caesar için (ve diğer Romalı oyunları için de) Plutarch'in Lives of the Noble Grecians and Romans (Asil Yunan ve Romalıların Yaşamları) kitabından alır. Plutarch bir cumhuriyetçi olduğu için kitapta Caesar'a karşı bir tutum sergilemektedir. Shakespeare ise bunu müphem bir havada alıntılar. Diğer tüm Shakespeare karakterleri gibi Caesar da ne tam beyaz ne de tam siyah olarak anlatılır. 

Oyun, Roma Senato'sunun Pompey the Great'i (Muhteşem Pompeius) sole consul (tek konsül) yaptığını öğrenen Galya muzafferi, ikili konsül döneminin diğer konsülü Caesar'in, Pompeius ile olan İç Savaş'ından da muzaffer çıkışından Roma kentine dönüşüne perde açar. Kader ne hoşluk etmiştir ki döndükleri gün Roma'da Lupercal festivali (bir çeşit bereket festivali) vardır ve şehir hem bunun için hem de Caesar'ın şanlı dönüşü için süslenmektedir. Oyunun en başında gördüğümüz iki Tribunes'un [1] konuşması ile halk arasında Caesar'a karşı olanlar da vardır. (Tarihi bir gerçektir ki Julius Caesar halk tarafından çok sevilmiş ve sayılmış bir adamdır, belki de ilk imparator olacakken öldürülmesi onu seven halk için bir talihsizlik diye adlandırılabilir miydi?)

Caesar kendini bir yarı-tanrı (belki de bir tanrı) olarak göstermeyi seven bir adam. Shakespeare de ustaca bunu bir cümle ile göstermiştir; aslında sadece ölümlü bir insandır Caesar da.

Oyunun orta sahnesinde öldüğü için Caesar için oyunun kahramanı demek pek doğru olmayabilir, ama eponymous hero (oyuna adını veren kahraman) odur. Caesar yerine bu görevi Brutus rahatlıkla devralabilir (hatta Cassius'u da ekleyebiliriz). Brutus ve Caesar çok yakın iki dosttur; lakin birisi tüm nesli boyunca tiranlarla savaşmış ve Cumhuriyeti Roma'ya getirmiştir, bir diğeri ise İmparator olma isteğiyle yanmaktadır. Bu tüm oyun boyunca Brutus'un yaşadığı büyük bir dilemma halini alır; can dostunu öldürmeli midir yoksa cumhuriyetin elden gitmesine izin mi vermelidir. Hepimizin bildiği gibi Brutus, Cassius'un da sinsi planları ile, Caesar'i öldürür. Bir rivayete göre öldürürken de şu sözleri söyler; sic semper tyrannis (tiranlara hep böyle olur).

Roma'da var olan sınıf farklılıklarını Shakespeare oyunda da göstermiştir, hatta Patrician (aristokrat) sınıfına dahil olan Casca halkın ne denli pis koktuklarından, dönek olduklarından, eğitimsizliklerinden vs. bahseder. Oyun içinde çok da güzel bir sahne vardır, bu halkın akıl almaz hareketlerini göstermek için; Caesar'ın ölümünden sonra Anthony'nın yaptığı konuşmadan etkilenenler çılgınlar gibi etrafta dolanmakta ve suikasta kim dahil olduysa öldürmek istemektedirler, bazı isimler kulaktan kulağa dolanmaktadır, oralardan geçen zavallı şair Cinna, isim benzerliği yüzünden suikaste katılan Cinna zannedilir, daha sonrasında kendisinin şair olduğunu söylediğinde ise onu "kötü dizeleri için" öldürürler. Bu kalabalığın akıl sağlığı hiç de yerinde değil görüldüğü üzere.


  • Karakterler
-Caesar; Askeri bir deha lakin en yakınları tarafından öldürülüyor; Shakespeare oldukça güzel çizmiştir Caesar'ın portresini, her cümlesinde başka manalar vardır.

-Brutus; İdealist bir adam, öyle ki bu onu kör bile ediyor, Caesar'ı öldürdükten sonra onun kanına bulanmamın cumhuriyet için bir kurban olduğunu düşünüyor; bir entelektüel; bir aksiyon adamından ziyade tefekkür adamı; bu anlamda Hamlet'in bir prototipi ve felsefi bir kahraman. 

-Cassius; Daha çok kendi şahsi çıkarları için Caesar'ın suikastine  Brutus'u de katmıştır. Hırslı ve kurnaz bir adamdır. Shakespeare'in genel olarak oyunlarında kurguladığı appearance vs. reality (görünüş vs. gerçek) temasının ayaklı temsilidir. Akıllı bir adamdır, Antony gibi bir aksiyon adamıdır. Ama ne yazık ki Brutus'un verdiği yanlış askeri/siyasi kararlar yüzünden sonu gelmiştir.   

-Anthony; Tam bir aksiyon adamıdır, Caesar'ın ölümünden sonra yaptığı konuşma unutulmazdır, müthiş tamlamalar ve benzetmelerle halkı kendi tarafına çekmiş ve Roma'da bir iç savaş çıkartmıştır, iyi bir retoriktir bu konuşmasında da görülür. Aynı zamanda iyi bir asker ve Caesar için iyi bir dosttur. Cassius ve Brutus'ün yaptıkları en büyük hatalardan biri onu hayatta bırakmak oldu, çünkü o geri dönüp (bir yerde) ikisinin de ölümüne sebep oldu.  

  • Brutus ve Cassius'un Anlaşmazlıkları
Brutus
 İkilinin arasında üç büyük anlaşmazlık olmuştur ve ne yazık ki her seferinde      Cassius'un haklı olmasına rağmen Brutus'un kararlarını uygulamışlardır ve bunlar   sonucunda bu duruma düşmüşlerdir; ilki Anthony'nin yaşaması üzerine olan  anlaşmazlıktır, Brutus eğer Anthony de öldürürlürse bunun çok kanlı bir eylem  olacağını söylemiştir, Cassius ise eğer öldürmezlerse Anthony'nin peşlerine  düşeceğini söylemiştir; Brutus'un kararı uygulanmıştır, Anthony peşlerine  düşmüştür.

 İkinci anlaşmazlık Caesar'ın ölümü sonrası Anthony'nin halka konuşma yapıp y apmaması üstüne olmuştur. Cassius yine akıllıca bir şey demiştir, halkın tam bir  dönek olduğunu ve onun sözlerine inanabileceklerini, ama Brutus ilk başta  kendisinin konuşacağını ve halkı yanına çekeceğini söylemiştir. İlk başta  hakikaten öyle de olur, halk Brutus'u çok sever ve onun yanında durur, ama  konuşması bitince kürsüden inen Brutus meydanı Anthony'e bırakarak büyük bir aptallık eder ve Anthony halkı yanına çeker ve iç savaş başlatır.

Son anlaşmazlık ise  Phillipi'ye gidip Anthony'nin ordusu ile savaşma konusunda olmuştur. Cassius yine haklı olarak oldukları yerde hazırlık yaparak Anthony'yi beklerlerse ordunun da çok yorulmayacağını ve savaşı kazanabileceklerini söyler, ama yaşadıkları sürgün hayatı ve vicdan azabından muzdarip olan Brutus Phillipi'ye gidip Anthony'yi hazırlıksız yakalamanın daha iyi olacağını söyler; giderler ama mağlup olurlar ve neticesinde kendilerini öldürürler. 

  
  • Betimlemeler (imageries)

En göze çarpan betimlemeler Brutus üstüne Cassius ve Casca'nın yaptığı  alchemical imagery (simya);
asıl ve onurlu Brutus'u altına benzetiyorlar ve kendi kurnazlıkları ile onu altından adi metale çevirmeye çalışıyorlar. Bu durumda şunu sorabilirsiniz; peki çevirebiliyorlar mı? Teknik olarak bu pek mümkün bir şey değil, çünkü altın dönüştürülebilen bir metal değildir dolayısıyla ne tarz bir işleme girerse girsin değişim göstermez. Ama diğer yandan denilebilir ki Brutus oyun boyunca büyük bir değişim gösterdi, Caesar'i öldürdü ve yaşadığı vicdan azabı ile de intihar etti.

  • Anakronizmler; 

Bu oyunda Shakespeare'in yaptığı en ünlü tarih yanılgıları var: ilki Perde I, Sahne I de Cassius Brutus'ten Casca'nin gömleğinin kolundan çekerek durdurmasını ister. Oyun Roma'da geçtiği için ve tüm karakterler Toga adı verilen kolsuz giysileri giydikleri için bu bir anakronizmdir.

İkincisi; (en ünlü olanı) Perde II, Sahne I de Brutus ve arkadaşlarını konuşması arasında bir saat vuruşu duyulur; daha saatin icat edilmediği bir dönemde saatin vuruşunun duyulması da bir anakronizmdir.

Sonuncusu ise; (bence oldukça komik bir hatadır) Perde IV, Sahne III de Brutus cebinden bir "cep kitabı" çıkartıp okumak ister, sonra masasına gelip okumakta olduğu kitabın "sayfasının" değiştirildiğini söyler. Tabii ki Brutus yaşarken parşömen adı verilen kağıtlara rulo şeklinde yazılırdı şimdi kitap dediğimiz parşömenler, ve matbaa da yoktu ki bir cep kitabı yapıversinler.  




[1] Roma kentinde Senato'da halk kesimini temsil etmesi için seçilen kimselere verilen ad; sadece 5 tane seçilir, halkın kendi seçtiği temsilcilerdir.    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder