31 Temmuz 2012 Salı

Eco'ya göre okuma meselesi




1550'lerin başlarında, bir İtalyan yazar, Anton Francesco Doni "o kadar çok kitap var ki onların adlarını okumaya bile vaktimiz yok," diye şikayet ederken, 2000'lerde kişisel kütüphanesinin 50.000'den fazla kitaba sahip olmasıyla da tanınan ünlü yazar Umberto Eco ise Doni gibi çok fazla kitap olduğunu vurgularken bunların okunmasının çok da gerekli olmadığını söylüyordu. 

Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın (Can Yayınları, 2010, çev. Sosi Dolanoğlu) adlı kitapta da bahsettiği bir örnek vardır: Savaş ve Barış'i gerçekten kim baştan sona oturup okumuştur? Sadece o metin üzerinde çalışma yapan insanlar bile bazen o metni tamamen okumuyorlar. Bunun sebebi olayın özünün anlaşılabileceği olabilir. En azından Eco bu şekilde düşünüyor. Savaş ve Barış'i bilmek için ille de onu okumak mi gerekir yoksa onun hakkında bir bilgiye sahip olmak ya da hikayeyi bilmek yeterli olmaz mı? Eco'ya katılmamak elimde değil. Benim için de çoğu zaman hikayeyi bilmek kafi geliyor, romanları bir nevi zaman kaybı olarak görebilirsiniz (bu benim görüşüm). Ama tabii bir profesyonel okuyucuysanız bu bir zaman kaybı olmaz, ama bir filolog için ya da bir bilim insanı için bu çoğunlukla zaman kaybı olur. 

Romanlar gençlik yılları için bire bir uğraşlar olabilir ama herhangi bir alanda uzmanlık almak isteyen bir insan için romanlar artık sıkıcı gelmeye başlar. Bana kalırsa bu evrilme sürecinin doğal sonucu. Geçenlerde hocamla yaptığım bir konuşmada kişisel kütüphanelerimizden bahsediyorduk, yaş ilerledikçe kütüphaneye hakim olan kitaplar teknik/teori kitapları olur demişti; eğer fazlasıyla romandan oluşuyorsa bu kişinin biçimden çok içeriğe kaydığını ve odak noktasını küçülttüğünü söylemişti. Pek de haksız sayılmaz, değil mi? Günlük konuşmalarınızı düşünebilirsiniz içerikten bahseden insanlar nasıl biçimden bahseden insanlar nasıl, o zaman belki bunlar bir anlam taşımaya başlayabilir.  

1 yorum:

  1. doğal evrim süreci diyorsunuz yani çeviribilim araştırmacısı olarak neden roman okuyamadığıma. o halde hayatımın bu evresinde kişisel kütüphanem teoriyle dolu olduğuna göre içerikten çok biçimci olmalıyım:) teşekkürler. yazılarınızı yakın buluyorum alanıma.
    sevgiyle.

    YanıtlaSil