7 Eylül 2012 Cuma

Mercurius Politicus

Milton'ın Paradise Lost'daki (Kaybedilmiş Cennet) demokrasi anlayışı ve Pandemonium'u üstüne bir çalışma yapmaktayım, bu minvalde karşılaştığım detayları da fragmanlar halinde buradan paylaşayım dedim, işin bitmiş halini bir şekilde bulursunuz. (Bitirebilirsem tabii!)

John Milton (1608 - 1674) gençlik dönemini İngiltere'nin belki de en karışık dönemlerini yaşadığı I. Charles'in [1] kafasının kesilip Commonwealth'in [2] başa geldiği evrede geçirdi. Milton bu iç savaşta canı gönülden inandığı özgürlük uğruna Commonweatlh'i destekledi. Hem de varıyla yoğuyla bizatihi olarak bu safta yer aldı. Yeni hükümetle birlikte Milton Latin Secretary olarak (biraz uydurma gibi duran) devlet memurluğunu edindi. Bu memurluğun ofis görevleri arasında kurulan yeni hükümeti başka ülkelere karşı yazılı veyahut sözlü olarak savunmak; I. Charles aleyhinde yazılar yayınlamak/yayınlatmak; cumhuriyet propagandası yapmak...vb. işler bulunuyordu.


Metnin başlığı işte bu noktada devreye giriyor; Mercurius Politicus, yayın hayatına 1650'lerde başlamış hükümet için propaganda dergisidir. Derginin yayın hayatı oldukça uzun: kısaca, 1647 yılında Nedham Marchamont, kralcı bir yaklaşım sergileyen Mercurius Pragmraticus isimli bir kitapçık basmaktaydı. Neredeyse 2 yıl sonrasında 1649'da meclisin kolu ona kadar uzandı ve Marchamont tutuklandı. Bundan yaklaşık beş gün sonra Milton, Latin Sekreteri olarak atandı ve Mercurius Pragmaticus'un içindeki "şüpheli lafları" araştırmaya girişti. Kayıtlara göre Milton 1652 yılına kadar Mercurius Politicus'un yayınlanmasından sorumlu olan kişiydi. Her nasılsa yerini Nedham Marchamont aldı ve yaklaşık on yıl kadar dergiyi Cromwell'in casusu olarak da bilinen John Thurloe'nun editörlüğünde bastı. Bu dergi resmi olarak yeni hükümetin sözcüsü haline gelmişti. Oldukça da etkindir çünkü devlet eliyle basıldığı ve dağıtıldığı için ülkenin her yerine, her kesimden insana ulaşıyordu. Ülke tabii ki boydan boya eğitimli falan değildi. Okudukları (daha da doğrusu okuyabildikleri) her türlü şeye inanıyorlardı.




Bu güzel ve güneşli günleri sonu cumhuriyetçiler için maalesef kötü bir şekilde sonuçlandı. II. Charles babasının ölümü sonrası Fransa'dan "muhteşem" dönüşü yaptı ve tüm bu "devrim" yanlılarını ve meraklılarını öldürttü, hapse attırttı yahut iflas ettirtti.John Milton işte bu aralıkta zor günler geçirdi. Krala yakın olan arkadaşları sayesinde ölümden kurtulduysa da hayat onun için iyice çekilmez bir hale geldi. Zaten görme yetisini tamamen kaybetmiş bir durumdayken, tüm parası hükümete gitti ve bir süre hapiste kaldı. Çıktığında ise kızlarıyla birlikte yaşamını sürdürdü lakin onun için en önemli şey olan "okuma" eylemini artık gerçekleştiremiyordu. Bu haldeyken bile kızları sayesinde okuması ve yazması gerekenleri yazdı. Eğer öldürtülmüş olsaydı şu anda elimizde Paradise Lost gibi bir eser olamayacaktı. Hoş da bir anekdot ekleyip bu yazıyı bitirelim: İflas ettikleri için Milton'ın kızları para edeceklerini düşündükleri ne varsa satmaya başlar, buna Milton'ın kütüphanesindeki kitaplar da dahildir. Milton bu durumdan hiç memnun olmaz, bana kalırsa kızlar kitaplar yerine bedenlerini satsalardı daha hoşnut olabilirdi (abartılı bir örnek olmuş olabilir ama Milton da hiçbir zaten örnek bir baba değildi).





[1] I. Charles 1625 yılında tahta getirildi 1649 yılında ise İngiltere tarihinde ilk ve tek idam edilerek (kez başı kesilerek) tahttan indirilen kral oldu.


[2] Commonwealth, 1649-1660 yılları arasında İngiltere'yi cumhuriyet rejiminde yönetmiştir. İngiltere İç Savaş'ı ve Charles'in idamı sonrasında Cromwell'in liderliğinde başa gelmişlerdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder