27 Eylül 2012 Perşembe

Şiir Atlası V

Prof Cevat Çapan hocamın "Şiir Atlası" köşesini yayınlamaya devam. Öncekiler için bakınız




---


25.12.2003

"Açıkça anlıyorum ki anlamıyorum"

Bu sayfalarda daha önce de şiirlerini yayımladığımız Juan Gelman, Arjantin'in en önemli şairlerinden biri. 1976'da askeri diktatörlük sırasında tutuklanan oğlundan ve gelininden bir daha haber alamayınca hapiste doğduğuna inandığı torununu aramaya başlamış. Bu dönemde yazdığı şiirlerin çoğunda kaybolanların ve onların yakınlarının acılarını bütün dünyaya duyuran bir şair.


Cevat Çapan


Dönüşler

Demek döndün sonunda.
Hiçbir şey olmamışçasına.
Toplama kampları bile.
Sanki 23 yıldan beri
ne duydum, ne de gördüm seni.
Yeşil ayı geri geldi, sen kendine
iki boy büyük gelen paltonla,
bense hâlâ bir baba. Sonunda
Döndük o tükenmez baba-oğulluğumuza,
o sonu gelmeyen prangalar içinde.
Bunlar hiç bitmeyecek mi?
Sen hiç sonunu getirmeyecek kendi sonunun.
Geri geliyorsun geri geliyorsun hep
ve ben anlatmak zorundayım sana ölmüş olduğunu.


Kuş

Kuş diyerek yok ediyorum onu
bu da bağışlanmaz bir günah.
Kuşsa sürdürüyor uçuşunu.
Ben kendi içimde yok ettim onu, hepsi bu.
Artık uçmuyor kuş, ağaçtaki
yuvasını da yapmıyor, birtakım
düşünceleri de canlandırmıyor
bende. Yitip dalların arasında
ve kokular içinde.
ben neyim ki onun için?
Bir hiç aslında.
Eskiden gelir beni ararlardı yitirdiklerim
ve anılarını yitirdiklerim.
Şimdi gizleri çözülmüş sessizlik onlar
ve öldü birtakım umutlar.

Yolculuklar

İnsan inine nasıl girerse o da öyle giriyor şiirlerine.
Penelope,
sökmek şöyle dursun,
asla bir kazak örmeyecek ona.
akhaların telaşı yok onda.
Priamos'la Arisbe'nin aşkları
anlamsız onun için, bu yüzden de
sürekli zil seslerine ve havadaki
başka serüvenlere dikmiş kulaklarını,
yer değiştirmelere belki, zaman değişmelerine.
Evrenin bilinmez bir itkisiyle
yıldızların ışığı yansıyor yüzüne.
Aptal aptal baktığı kuru yapraklar
dökülüyor üstünden.
Çıplak ve titriyor. Adalet yok,
bulunacak bir şey değil aradığı da.
Gürültüler
bu ayak sesleri onu mu arıyorlar?
şu duran araba onun kapısında mı bekliyor?
sokaktaki o adamlar onun mu peşindeler?
birtakım gürültüler var gecede
bu gürültülerin üstüne doğuyor gün
kimse durdurmuyor güneşi
kimse engel olmuyor horozun ötmesine
kimse durdurmuyor günü
nice günler ve geceler olacak o görmeyecek
olsa bile
kimse durdurmuyor devrimi
hiçbir şey durdurmuyor devrimi
birtakım gürültüler var gecenin içinde
bu ayak sesleri onu mu arıyorlar?
şu duran araba; onun kapısında mı bekliyor?
sokaktaki o adamlar; onun mu peşindeler?
birtakım gürültüler var gecede
gün doğuyor bu gürültüler üstüne
kimse durduramıyor günü
kimse durduramıyor güneşi
kimse engel olamıyor horozun ötmesine
Açık seçik
kim görmüş güvercinin şahinle evlendiğini
güvenme sevgiye sömürülenlere sömürenlere
sahtedir böylesi ağza alınmaz evlilikler
yıkımlar doğar bu evliliklerden uyumsuzluklar acılar
doğar
ne kadar ayakta kalır böyle birleşmelerin evi
en küçük rüzgârda yerle bir olmaz mı gökler yıkıp
yok etmez mi onu ey yurdum?
üzgün! öfkeli! güzel! yurdum idam mangası önünde
dikilen
her yanı devrimci kanlar içinde!
nerdeyse her ağaçta gıdaklayan
ve daldan dalda konan
piskopos başlığı gibi renk renk papağanlar
daha mı yalnızlar? daha az mı yalnızlar? yalnızlar mı?
hem kim görmüş kasabın körpe buzağıyla sevecenliğin anamalcılıkla evlendiğini? sahtedir böylesi evlilikler yıkımlar doğar
bu evliliklerden uyumsuzluklar acılar
şu şiirin üstünde demir kubbedeki gün gibi fır dönen
gerçekler doğar


Açık Mektup Oğluma

XIII
geldin de görmüyor muyum seni? / nerede
gizleniyorsun / hiçbir şey gözümü senden
ayıramayacak mı artık? / inliyorum gecede /
içimde saklıyorum bu iniltiyi beni avutmasına
karşı duruyorum böylece / ey yaralı yokluk /
kuruyarak / seni özleyerek / kaç kez bezini
değiştirdiğimden önce / görmeye geldin beni? / her şeyin
içinden çıkıp görmeye geliyorum seni / nefret ederek
kendi numaralarımdan / olmuş olduğumdan / hatırlıyor
musunlarımdan / içimi dışıma vuran dokunuşlardan / uçup gelebilir misin bu cendereden? / acaba kendimi
kendimden kurtarsam / sarılabilir miyim sana kentin
varoşlarında / seni aradığım o koca yapılarda? /
seni bulamayınca düşünüp duracak mıyım hep /
senin yitişini mi kazanıyorum kendimi yitirerek? /
kendimi ruhsuzlaştırarak ruh verebilir miyim sonunda
senin küçücük ruhuna?

XVII
senin haberinden başka haber duymak istemiyorum /
açlıktan ölenin / seni bulmak için daha derin
kazanın / karanlıktan çıldıranın / kendi
öfkesini ateşe atıp kül edenin / olmayan
bakışına bakıp / orada kendini yansır göremeyenin /
anısını kırıntılarla beslemek olur herhangi
başka bir haber / gümüş bir sır çekiyorsun
üstüne bu gölgenin / senin bu ürperişin /
soğuk ter seni duyduğumu sandığım zaman /
sevgiden donmuş yatıyorum sen olan yarımla
yan yana yattığımda / hiçbir zaman sana ulaşamadan /
açıkça anlıyorum ki anlamıyorum

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder