8 Kasım 2012 Perşembe

"Mihi nomen est ..." vs. "My name is ..." vs. "Benim adım ..."

İlkokulda öğretilen İngilizce derslerinin en geç beşincisinde "My name is ..." demeyi hemen her çocuk öğrenir ve bu cümleyle İngilizce bildiğini/öğrendiğini etrafa göstermeye çalışır. İngilizce gramer derslerinin hiçbirinde niçin "my name is ..." kalıbının kullanıldığı öğretilmez, sorulsa bile bunun kalıp olarak kullanıldığı cevabı gelir. Türkçe'de de İngilizce'deki gibi bir kalıp kullanırız "Benim adım ..." cümlede sadece aitlik bildiren ek vardır. Bu yazıda benim asıl ilgilendiğim kısım, Latince'deki kullanımıdır.   

Latince öğrenenleriniz varsa bilirler, ilk öğretilmeye başlandığı zamanlardan beri çeviri üstünden idame ettirilir. Orada "Benim adım ..." için "Mihi nomen est ...." kullanılır yani "Bana ... adı verildi". 

Fransız Marxist Althusser'in getirdiği "Ideological State Apparatuses" (I.S.A.) teorisini hatırlamak istiyorum. Bu, Althusser'in kendi ideloji tanımının ilk ayağıdır, ikincisi ise "Repressive State Apparatuses" (R.S.A.). Peki ne anlatır? I.S.A.'da aile, din, medya, eğitim, sanat, arkadaş grupları vs. tarafından sürekli olarak psikolojik baskıya uğradığımızı, bunun içten gelen bir baskı olduğunu söyler. Şöyle örneklendirelim; kaçımız kendi ismimizi seçtik; kaçımız gideceğimiz ilkokulu kendimiz bulduk ya da mensubu olduğumuz dini? Bunların her birine etken-edilgen içiçe geçmiş şekilde "sahip" oluyoruz, birer objeye dönüşerek. R.S.A. ise dıştan gelen baskılardır; hukuk, yasalar, polis vs. gibi. 

Şimdi dönelim Latince adımızın söylenmesine, öğrendiğim diller arasında bu denli bariz bir fark oluşturan tek dil Latince. "Bana ... adı verildi" (Mihi nomes est ...) Türkçe tercümeden de gördüğünüz gibi yapı edilgendir. Bu cümle, adın, verildiği kişi tarafından seçilmediğini açık bir şekilde ilan eder. Bu gramer farkı bilerek mi yapıldı bilmiyorum fakat Marksist okuma yaptığımızda diğer gramerlerden daha önce/üstte olduğu aşikar. 






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder