24 Kasım 2012 Cumartesi

θεωρία yolculuğu

Teori kelimesi E.Yunanca'daki θεωρία kelimesinden gelir, Latince'ye theoria diye geçmiştir. İtalyanca'da teoria, Francızca'da theorie diye yer bulmuştur. Görüleceği gibi Yunanca olan bu kelime için daha iyi bir şey bulamıyoruz, tıpkı philosophie ya da philologia gibi.



Şimdi gelelim ne demek istediğine: Yunancadan gelen bu kelime bakış, görüş, düşünce, tahmin, bir şeylere bakış ya da düşünme şekli, akıl yapısı  anlamlarına geliyor. OED bu kelime için yedi madde ayırıyor; küçük farklılıklar ile genel olarak yukarıda bahsettiğimiz anlamları taşıyor. O halde teori dediğimizde aslında düşünceden bahsettiğimiz açıkça ortadadır. Düşünen insan aslında teori üreten insandır. Teoriyi sevmemek aklı, düşünceyi sevmemek olarak yorumlanabilir ve bu gerek sosyal bilimler alanında olsun gerekse sayısal bilimler alanında, akademide kabul görülebilecek bir şey değildir.

İnsanların teori alanından korkuyor ya da "sevmiyor" oluşu bilgiden korkuyor oluşlarıyla eş olabilir. Şöyle düşünelim; dindâr olduğunu söyleyen bir kişiye bildiğini iddia ettiği konuda bambaşka bir bakış açısı, bilgi sunduğunuzda konuşma ya tartışmaya döner ya da sizi ateist olmakla suçlayan bir hal alır. Bilgi sahibi tehditkâr olarak anlaşılır. 

Aynı mesele edebiyat alanında da yaşanır: Filoloji bölümü öğrencilerinin genel olarak hiç sevmediği iki temel ders olan Literary Criticism (edebiyat eleştirisi) ile Literary Theory (edebiyat teorisi), öğrenciler arasında dehşet yaratır. Bunun sebepleri şöyle sıralanabilir; öğrenci sadece puanı tuttuğu için bu bölümü seçmiş olabilir, İngilizce ya da hangi filoloji alanındaysa o dili öğrenmek üzere tercih yapıp kendini filolojinin zorlu yollarında bulmuş olabilir (ki bu yanlış yolların en yanlışıdır) ya da "bildiğini" varsaydığı bilginin elinden gideceğinden korktuğu için bunları toplu halde reddeder. Biz son seçenek üstünde duralım (zira öbürleri çok daha can sıkıcı); teori derinlerinde bir yerinde etimolojik olarak varlığını sürdürmese de anlam olarak philosophie'yı (bilgi sevgisi) içerir. Teoriyi düşünceden ayıramazsınız. Buna yeltenmeniz saçmalık (fallacy/ad absurdum) olur. O halde üçüncü seçeneği seçmemizle birlikte karşımıza bilgiyi, düşünceyi, düşünmeyi sevmeyen ama bunlar üstüne kurulu bir dünyada yaşayan birisi çıkar.

Herkes bilgiyi sevmek, onu kucaklamak zorunda değil elbet. Bu şey akademi için de geçerlidir. Akademi, her puanı tutanın varlık edineceği ya da sadece para kazanmak için başvuracağı bir yer olmaktan çık(artıl)malıdır. En azından alanı daraltıp diyebilirim ki sosyal bilimler alanı düşünmeyi, bilgi sevmeyen insanların en son olması gereken yerdir. 

Şimdilerde öyle olmadığının siz de farkına varabilirsiniz. 
Etrafınıza şüpheyle bakın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder