13 Mayıs 2014 Salı

Şiir Atlası IV

Prof Cevat Çapan hocamın "Şiir Atlası" köşesini yayınlamaya devam. Öncekiler için bakınız

----



02.10.2003

Şili'yi ve insanlarını anlatan şarkılar
Victor Jara Şarkıları/ Çeviren Ayşe Nihal Akbulut


Victor Jara, çoğunlukla ülkesini, bir yandan halkının yoksulluğunu, çilesini, elleriyle bir şeyler üreten insanlarının yaratıcılığını, kement ustasını, battaniye dokuyan kadını, kendi ana babasını, çocukluğunun mutsuz aile yaşamını, her ikisi de aynı adı (Amanda) taşıyan kendi anası ile kızını anlatan, öte yandan nedensiz öldürülenlerin yazgısını sorgulayan ve insana inancını vurgulayan şarkılarıyla ve anlamlı yaşamı, dokunaklı ölümü ile anımsadığımız bir ozan ve şarkıcı. Victor Jara, Salvador Allende'nin kanlı bir darbeyle devrilmesiyle 11 Eylül 1973'te yüzlerce Şili'liyle birlikte gözaltına alındı, Santiago Stadyumu'na götürüldü. İşkenceciler Jara'nın gitarı ve şarkıları yoluyla insanlarla dayanışmasını engellemek için el bileklerini kesip, birçok yurttaşı gibi onu da işkence ile, dayakla öldürdüler. Birlikte çalıp söylediği İnti İllimani topluluğunun ülkemizde verdiği konser de Jara'yı anmak için iyi bir fırsat yarattı. 30 yıl sonra Santiago Stadyumu'na 'Victor Jara' adı verilirken biz de Jara'nın şarkılarını bir kez daha paylaşmak istedik.


CEVAT ÇAPAN


Kement
Gün batarken
Gördüm onu,
Lonquen'de
Kasvetli bir kulübede,
Yoksul bir kulübede
Gördüm onu
Lonquen'de
Gün batarken.
Elleri öylesine yaşlı ki
o denli de güçle örmekte,
nasırlı ellerinde, duyarlı ellerinde
gidip gelir hayvanın derisi.
Kement bir yılan gibi
Sarılmış cevizin gövdesine
Her attığı ilmekle doldurur
Boşluğunu yaşamın ve ekmeğin.
Nice zaman kalmış elinde
Ve sabırlı bakışlarında
Kimse 'tamam' dememiş ona
'Bırak artık yeter'.
Gölgeler çökerken belik belik
Günün son ışığıyla karışarak
Yaşlı adam ekleyerek birkaç dize
Örgüsüne sevinci katıyor.
İlmekleri ağıp dolaşmış
Kuzeyi güneyi, göğü denizi,
Gelgelelim yaşlı adam hiç
Çözememiş anlamını uzaklığın
Bağlamış yaşamı ilmeklerle sımsıkı
Cevizin gövdesine kenetli
Sonra çıkagelecek ölüm
O da atılacak ilmeklere.
Kement sıkı olmuş olmamış ne gam
Ne gam sonsuzluğa uzanmış
Kırlara karışmış karışmamış
sonunda dinlenecek toprakta.
Gün batarken
Gördüm onu,
Lonquen'de
Kasvetli bir kulübede,
Yoksul bir kulübede
Gördüm onu
Lonquen'de
Gün batarken.


Angelita Huenumán
Pocuno Vadisinde
Denizden esen yelin dövdüğü
Yağmurun yosuna durduğu
O yerde oturur Angelita Huenumán.
Meşelerle kamışlar arasında,
Fındıklarla katırtırnakları ve
Yaban fuşyaların kokuları
Arasında oturur Angelita Huenumán..
Yoldaş olur beş köpeği
Bir sevdadan yadigar oğulcuğu
Tıpkı küçücük çiftliği gibi
Çervesinde döner tüm dünya.
Huenumán damarlarından akar
gelinciğin kan kırmızısı
Oturmuş pencerenin ışığında
Ömrünü dokuyor Angelita.
Elleri dansediyor kenevirde
Kanat çırpıyor kuşlar gibi
Sanki bir tansık nasıl da dokuyor
ta kokusuna dek çiçeği.
Angelita, battaniyeye katıyorsun
Zamanı, ter ve gözyaşını
Bilinmedik ellerini
Yaratıcı halkımın.
Aylar süren emekle
Battaniyen arıyor alıcısını
Ve kafese kapatılmış bir kuş gibi
Bedelini en iyi ödeyeni bekliyor.


Emekçiye Yakarı
Kalk ayağa, kaldır gözlerini dağlara bak
Yelin, güneşin ve suyun kaynağı dağlara
Sanki ırmakların yatağını değiştirebilirsin
Sen ki tohum serper gibi savurursun gönlünün uçuşunu
Kalk ayağa, kendi ellerine bak
Büyüsünler diye uzat onları kardeşine.
Birlikte yol alırız bir olup kan bağımızla
Gün bu gündür el ele verip
Yarını yarın edebileceğiz
Kurtar bizi yoksunluğa tutsak edenden
Sun bize hak ve eşitlik ülkeni
Es tıpkı yelin dağ geçitlerinden sürüp
Götürmesi gibi çiçek kokularını
Ateşin temizlemesi gibi boşalt
Silahımın namlusunu
Yeryüzünde hâkim kıl buyruğunu
Gücünü ver bize, yiğitliğini
Sürdürebilelim diye kavgamızı
Es tıpkı yelin dağ geçitlerinden sürüp
Götürmesi gibi çiçek kokularını
Ateşin temizlemesi gibi boşalt
Silahımın namlusunu
Kalk ayağa, kendi ellerine bak
Büyüsünler diye uzat onları kardeşine.
Birlikte yol alırız bir olup kan bağımızla
Şimdi ve can verdiğimiz an
Amin.


Bayraklar Çekiliyor Gönlümüze
Burada toprağın altında
Uyumuyorsun kardeşim, yoldaşım.
Yüreğin işitir baharın tomurcuklanışını
Ve senin gibi eser gider yeller.
Güneşle gömülmüş orada
Taze toprak örtmekte tohumunu
Köklerin derinlere inecek
Ve açacak yeni günün çiçeği.
Yaralı ayaklarına varacak,
Zavallı insanların elleri, ulaşacak
Tohumlar saçarak.
Ölümün daha çok yaşam getirecek
Ve gittiğin yerlere yürüyecekler
Türküler söyleyerek.
Katilin saklandığı o yerlerde
Adın daha çok adı sunacak zengine.
Sen uçarken kanatlarını yakanlar
Söndüremeyecek yoksulların ateşini.
Orada kardeşim, burada yeryüzü üstünde,
Gönlümüz bayraklarla doluyor,
Bayraklar çekiliyor gönlümüze.
Korkuya karşı yükseliyor.
Zafer bizim olacak.
Venceremos.


Ay hep çok güzeldir
Babamın yüzünü anımsıyorum
Duvarda bir oyuk gibi
Çamurlanmış çarşaflar
Yer toprak döşeme.
Anam çalışırdı gece gündüz
Ağlamalar çığlıklara karışır
Bir melekle bir olur bir şeytanla
Bir de hiç doğmayacak oğluyla,
Mumlar hiç sönmeden yanar durur
Tutunacak dalı olmalı insanın
Nerden bulunacak para
İnancı karşılayacak para.
Hiç anımsamam gökten
Görkemli bir hasadın indiğini
Ne de anamın gördüğünü
bir gün yüzü.
Ne de babamın bir gün olsun
Kafayı çekmediğini.
Yoksulları hep korkuturlar
Hepsi içine atar çektiklerini
ermiş resimleriyle örter sefaletini.
Ay hep çok güzeldir
Ve güneş hep batar akşamları
Bundandır haykırmak istediğim
İnanmıyorum hiçbir şeye
Elinin sıcaklığından gayri,
Elimi tuttuğunda,
Bundandır haykırmak istediğim
İnanmam hiçbir şeye
İnsanlar arasındaki.
Sevdadan gayri.
Kim susturabilir çarpmasını
Bir yüreğin
Ya da haykırışını bir kadının
Çocuğunu doğururken?
Kim?


Seni anımsarım Amanda
Seni anımsarım Amanda
Islak sokaklarda
Fabrikaya koşarken
Manuel'in çalıştığı yere.
Yüzünde kocaman gülüşün
Saçlarında yağmur damlaları
Umurunda değil hiçbir şey
Buluşmaya gidiyorsun
Onunla, onunla, onunla
Beş dakikacık
Sonsuz bir yaşam
Bu beş dakikacık
Düdüğü çalıyor fabrikanın
İşbaşı saati
Ve sen yürüyorsun
ışık saçarak dört yana
Bu beş dakikacık
Açıyorsun bir çiçek gibi
Seni anımsarım Amanda
Islak sokaklarda
Fabrikaya koşarken
Manuel'in çalıştığı yere.
Yüzünde kocaman gülüşün
Saçlarında yağmur damlaları
Umurunda değil hiçbir şey
Buluşmaya gidiyorsun onunla
Onunla, onunla, onunla.
Dağlara çıkan onunla
Kimsenin kılına dokunmamış
Ve beş dakikacık
Yetmiş alaşağı etmeye her şeyi
Düdüğü çalıyor fabrikanın
Herkes iş başına
Çoğu geri dönmüyor
Dönmeyenlerden Manuel.
Seni anımsarım Amanda
Islak sokaklarda
Fabrikaya koşarken
Manuel'in çalıştığı yere.


İşe giderken yolda
Sen düşersin aklıma
Mahallenin sokaklarında
Sen düşersin aklıma
Buğulanmış camlardan
Yüzleri seçtiğimde
Kim olduklarını, nereye gittiklerini bilmeden
Sen düşersin aklıma
Sevdiceğim, sen düşersin aklıma
Sen, yoldaşım benim
Yaşamının ve geleceğimin
Kederli saatlerimin ve mutlulğumun
Bana bağışlanan yaşamın
yoldaşı olan sen.
Bir öykünün başlangıcına emek vererek
Daha sonunu bilmeden
Günün sona erip de
Akşam çöktüğünde
Uzadığında gölgeler
Yeni çattığımız çatının üzerinde
Ve işten dönerken
Kendi aramızda söyleşerek
Akıl yürüterek sorunlar üstüne
Zamanımız ve yazgımız üstüne
Zamanımız ve yazgımız üstüne
Sen düşersin aklıma
Sevdiceğim, sen düşersin aklıma
Sen, yoldaşım benim
Yaşamımın ve geleceğimin
Kederli saatlerimin ve mutluluğumun
Bana bağışlanan yaşamın
yoldaşı olan sen.
Bir öykünün başlangıcına emek vererek
Daha sonunu bilmeden.
Evevardığımda
Seni orada bulurum
Birlikte öreriz düşlerimizi
Bir öykünün başlangıcına emek vererek
Daha sonunu bilmeden.


Güvercinim
Güvercinim sana yapayalnız olduğumu anlatmak istiyorum, seni sevdiğimi
Güvercinim sana yapayalnız olduğumu anlatmak istiyorum, seni sevdiğimi
Ömrümün tükendiğini, bunca uzakta olduğundan
Güvercinim görmek isterim seni
Aklıma düşen her anıyla ağlarım kendimi nice tutsam bile
Aklıma düşen her anıyla ağlarım kendimi nice tutsam bile
Ağlarım öfkemi dışa kuşarak, ama ta derinlere yerleşmiş öfkemi
Güvercinim görmek isterim seni
Ceviz ağacının gövdesi gibi, tepedeki kayalar gibi
Ceviz ağacının gövdesi gibi, tepedeki kayalar gibi
Doğru yolunda giden adam adam sırasına girer
Güvercinim görmek isterim sen
Beni karanlığa atanlar söküp aldı ruhumu bedenimden
Beni karanlığa atanlar söküp aldı ruhumu bedenimden
Dönüp dönüp dışarı yönelmeli, içimizi korumak istersek
Güvercinim görmek isterim seni

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder