15 Aralık 2014 Pazartesi

"Bir Defterin Arkasındaki Büyük Aile"

Maalesef biraz geç yazıyorum ama merak etmeyin sergi hâlâ devam ediyor. :)

Sergi 10 Aralık 2014 - 31 Ocak 2014 tarihleri arasında  Milli Reasürans Sanat Galerisi'nde olacak. 




Türkiye'nin yazı kültürünün büyük bir parçası olan Ece Ajandası'nın kuruluşundan bu yana geçirdiği gelişimi, değişimi, büyümeyi gösterirken bir yandan da onu kullananları anan şahane bir sergi hazırlamışlar. Geçen çarşamba günü Mürekkepbalığı ekibi olarak açılışına katıldık, iyi ki de gittik. 

Sergi Kağıtçı Ailesi'nin Ece'nin kuruluşundan bu yana atlattığı badireleri, güzellikleri, sevinçleri arka planda--duvara ailenin beş kuşağını gösteren, tanıtan bir kronoloji yerleştirilmiş--anlatırken ön tarafta gerek arşivden çıkarttıkları gerekse sahiplerinden isteyerek paylaştıkları Ece'nin 104 yıl boyunca bastığı farklı ajandaları görme şansına erişilebiliyor. Bu sergide Füsun Erbulak, Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi bildiğimiz tanıdığımız simaların yanı sıra bir de hiç bilmediğimiz Ece Ajandası'nın arşivi olmasaydı belki de yazılarına hiçbir zaman tanıklık etmeyeceğimiz insanların notlarını da göz atabilirsiniz. Mehmet Sadık Kağıtçı'ya gönderilen öneri mektuplarını, kartlarını yahut Kağıtçı'nın gelen mektuplara verdiği yanıtları görebilirsiniz. 

Sergide dağıtılan kitapların arkasında yazıyor ki: "Ece'lerin sayfaları karıştırılırsa Türkiye'nin tarihi yeniden yazılabilir." Evet birileri çıkıp karıştırsın şu sayfaları da "bilinmeyen Türkiye" tarihini Ece'ye düşülmüş o samimi notlardan öğrenelim. Belki Sevengül Sönmez Hanım bu işe de el atar. :) 


Siz de Ece kullanıcısıysanız Mehmet Sadık Kağıtçı'nın dediği gibi sizler de birer dostsunuz, o halde dostu yalnız bırakmaz olmaz, gidin görün bu kağıtlara alınmış notları, defterin arkasındaki büyük aileyi ve Türkiye'nin yazı kültürüne sağladığı katkıları için bir hürmet de siz sünün. 

:)

video























video




Sergi metninden: 

Yıl 1862. Dağılma sürecine girmiş olan Osmanlı’nın her cephesinde huzursuzluklar ve çatışmalar sürerken İmparatorluğun başkenti İstanbul'da Tanzimat’la birlikte modernleşmeye yönelik bir dizi reform girişiminin adımları atılmaya başlanmış; Avrupa’nın üçyüz yıl gerisinden gelen matbaacılık da bu reformlardan ivme alarak, önce Beyazıt Hakkâklar Çarşısı’nda, daha sonra Bab-ı Âli’de yayıncılık ve kırtasiye işlerinin hızla artmasına sebep olmuş.
Aynı yıl, İran Azerbaycanı’nın Hoy kasabasından İstanbul'a gelen Hacı Kasım Efendi, Beyazıt'ta bir dükkân kiralar ve Şark Kütüphanesini kurarak kitapçılık işine başlar. Daha sonraki yıllarda Hacı Kasım Efendi’nin büyük oğlu Naci Kasım, bugün de varlığını sürdüren Saatli Maarif Takvimi’ni çıkarmaya başlayacak, kızı Talat Hanım ise, Afitap dükkânının sahibi ve Ece Ajandası’nın kurucusu Mehmet Sadık Kağıtçı Bey ile evlenecek, bu evlilikten doğan çocuklar, torunlar ve torun çocukları aile işinin devamını sağlayacaklardır. 
İlk kez 1910 yılında ‘Muhtıra’ adıyla yayımlanan, 1932 yılından itibaren de “Ece” adını alan defterler, bir yandan Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüne, İşgal Yıllarına, İstiklal Savaşına, Cumhuriyetin kuruluşuna, Atatürk devrimlerine, iki dünya savaşına ve çeşitli ekonomik ve toplumsal buhranlara şahit olurken, aralarında ünlü yazarlar, düşünürler, siyasetçiler ve işadamları da olmak üzere milyonlarca insanın günlük hayatına eşlik eder.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder